Yeniden İnşa İçin Sürdürülebilir Kalkınma Rehber Olmalı


6 Şubat depremleri, Türkiye nüfusunun %16'sını oluşturan, 11 ili ve 14 milyon kişiyi etkiledi. Arka arkaya yaşanan depremler sonucunda Türkiye'de resmi rakamlara göre en az 50 bin kişi hayatını kaybetti ve toplam 100 binden fazla kişi yaralandı.

11 ilde yıkılan binaların sayısı ise 35 binin üzerinde. Bu binaların hepsinin depreme dayanıksız olduğunu varsaymak yanlış olmakla beraber, deprem riskine karşı bölgedeki binaların yapısal eksikliklerinin can kaybını büyük bir oranda artırdığı karşı konulamaz bir gerçek.

Türkiye’nin yüksek riskli deprem bölgesi olduğu gerçeği ve hatta 6 Şubat’ın merkez üssü olan bölgede yakın zamanda 7 büyüklüğünde bir deprem beklendiği konusundaki uyarılara rağmen, binaların yapımı, kontrolü ve onayı süresince eksiklerin göz ardı edilmesi, sadece bir güvenlik değil aynı zamanda bir kalkınma problemi.

Bu probleme yönelik, sadece çevresel ve ekonomik değil, sosyal iyileşme sürecini de ele alan sürdürülebilir bir kalkınma önermemiz gerek. Elimizde ise rehber niteliğinde Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları bulunuyor.

Kapsayıcı, Dirençli ve Sürdürülebilir

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, 17 ana başlıktan oluşan sosyal, kültürel ve ekolojik meselelerin çözümüne odaklanmış 150’den fazla gösterge içeriyor.

Bu konuya çözüm için, 11 numaralı Sürdürülebilir Kalkınma amacı bize yol gösterebilir. 11. amaç şehirleri ve insan yerleşimlerini kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir kılmak adına sürdürülebilir kalkınmanın kilit noktalarından biri olarak görülüyor.

Bu amaç ile beraber 2030 yılına kadar, şehirlerde yoksulları ve kırılgan durumdaki insanları korumaya odaklanarak, deprem ve sel de dahil olmak üzere afetlerden kaynaklanan ölümleri ve etkilenen insan sayısını kayda değer miktarda azaltmak hedefleniyor.(11.5)

Afetlere karşı dirençli ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bir başka gösterge ise, kapsayıcılığı, kaynak verimliliğini, iklim değişikliğine uyumu, iklim değişikliğinin azaltılmasını ve afetlere karşı dayanıklılığı dikkate alan bütüncül politika ve planları benimseyen ve uygulayan kent ve yerleşim yeri sayısını önemli ölçüde artırmak. (11.b)

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları , Sendai Afet Risk Azaltımı Çerçeve Belgesi ile uyumlu bütüncül afet riski yönetimini her düzeyde geliştirmeyi ve uygulamayı öneriyor.

Sendai Belgesi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından da onaylanan Sendai Belgesi toplulukları afetlere karşı daha güvenli ve daha dirençli yapmak için bir yol haritası görevi görüyor.

Belgenin asıl amacı ise, 2030 yılına kadar bireylerin, işletmeler, topluluklar ile ülkelerin ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel varlıklarına yönelik afet kaynaklı riskleri azaltmak diyebiliriz.

Birleşmiş Milletler bunun için, en az gelişmiş ülkelere yönelik yardımların arttırılmasını, teknik ve finansal desteklerin kolaylaştırılmasını ve deprem yönelik dirençli ve yerel malzemeler ile inşa edilen sürdürülebilir binaların inşasına yönelik çalışmaların desteklenmesine yönelik çalışıyor.

Şimdiye kadar, özellikle Afrika ülkeleri genelinde afetlere yönelik uyarı ve ölçüm sistemleri ile gıda güvenliğine yönelik projelerde gelişme olsa da, özellikle veri yetersizliği ve teknik problemler Sendai Belgesi’nin istenilenden daha yavaş ilerlemesine yol açmış.

Türkiye’de Dirençli Kent Eksiği Var

Türkiye’de de maalesef 17 Ağustos depreminden sonra yeni yasal düzenlemelere rağmen, ciddi bir adım atılmadığını görmek mümkün. Zira 6 Şubat depremi öncesinde ve özellikle sonrasında artan bina incelemeleri sonucunda, sadece eski binalarda değil, son 20 yılda inşa edilen binalarda da çok büyük problemlere rastlanmış durumda.

Bu düzenlemelerin uygulanmaması yüzünden ortaya çıkan insan kaybının yol açtığı sosyal etkiler, depremden sonra oluşan molozlardan dolayı ortaya çıkan çevresel problemler ve 25 milyar dolara varan ekonomik kayıp, 6 Şubat depreminin sürdürülebilir kalkınmaya yönelik her bir dengeyi bozduğunu bize gösteriyor.

Tek Bir Katmanda Çözüm Yeterli Değil

Sürdürülebilir Kalkınma ile beraber sağlanacak, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın rehber olduğu göstergeler, ekonomik, sosyal ve çevresel dengelerin birbirini iyileştirmesine ve Sendai Belgesi’nde belirtilen ülke içerisindeki tüm varlıkların direncini artıracaktır.

 

Bu sadece 11. amaç ile değil, sürdürülebilir kalkınma ve uyum süreçlerinin her göstergesinde ilerlemeyi gerektiriyor. Tabii ki bunun için yüksek derecede koordinasyon, kaliteli veri girişi ve teknik ve finansal desteklere ulaşım kapasitesi gerekiyor. Bu kapasiteye ulaşım için sadece devlet kurumlarının değil, üniversitelerin, şirketlerin ve sivil toplum kuruluşlarının beraber çalışması gerekiyor.

Özellikle sivil toplum kuruluşları bağımsız yapısı ile Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına yönelik göstergelerin takipçisi olabilir ve yereldeki ilerlemede bir takip süreci oluşturabilir.

Bu süreçte küresel bir ilerleme için, yerelde takip ile beraber uluslararası bir takip sürecinin de devreye girmesi gerek. Uzmanlar, ilk olarak Paris Antlaşması ile hazırlanmaya başlanan Ulusal Katkı Beyanı’na afetlere yönelik uyum hedeflerini de içermesi öneriliyor.

Kaybımız çok büyük, yaralarımızı sarmak çok uzun yıllar sürecek. Ama şimdi akıllı hareket etmenin tam zamanı. Bununla beraber böylesine büyük bir afete sadece ekonomik çözümler sunmak yeterli değil, işte burada ise Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları devreye giriyor.

Ayağa kalkmamız mümkün, yeter ki, bu yenilenme süreci açık ve dürüst bir şekilde ilerlesin.

 

PAYLAŞ:

Tedarik zincirlerinin geleceği: Sürdürülebilirlik

Sağlıklı bir şirket kültürünün olmazsa olmazı: Çatışma yönetimi