Neden daha çok kadın lidere ihtiyacımız var?


Bugün dünya, uluslararası güveni yeniden inşa etmek, kutuplaşmayı sona erdirmek, eşitliği ve çeşitliliği kucaklamak, iklim krizinin etkilerini en aza indirmek ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi olanaklı kılmak gibi pek çok gerçek problemle mücadele ediyor. Tüm dünyayı etkileyen bir salgını geride bırakmaya çalışan gezegenimiz, jeopolitik gerilimlerin gölgesinde toparlanmaya çalışırken, olağandışı olaylar yeni bir norma dönüşüyor. Barış ve eşitlik mesajları konuşmalardan eksik olmasa da bu mücadele zaman alıyor ve belki de uluslararası toplum, süreci kısaltacak başka bir gerçekliği önceliklendirmeyi başaramıyor. Evet, cinsiyet eşitsizliği gerek kurumsal gerek bürokratik dünyada büyük bir problem olmayı sürdürüyor.

Peki, dört cepheden gelen sorunların çözüm beklediği bir küresel ortamda bizi sonuca en hızlı ulaştıracak yolu atlıyor olabilir miyiz? Yazımızda bu sorunun cevabını arayacağız.

Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’ndan öne çıkanlar  

Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl yayımladığı Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksi, ekonomik katılım ve fırsat, eğitimde başarı, sağlık ve politik güçlendirme gibi başlıklarda cinsiyet eşitliğinin mevcut durumunu ve gelişimini karşılaştırıyor. 2006’dan bu yana devam eden ve bu anlamda başvurulacak en nitelikli kaynaklardan birine dönüşen endeks, 146 ülkeyi karşılaştırarak küresel cinsiyet eşitliğinin sağlanması için ihtiyaç duyduğumuz zamanı ortaya koyuyor. Bu yıl yayımlanan raporda aşağıdaki maddeler öne çıktı:

  • Bu yıl için küresel cinsiyet uçurumunu %68,1 oranıyla ölçen rapor, mevcut ilerleme hızıyla farkın kapanması için 132 yıla ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Bu rakam, 2021’deki 136 yıllık ölçüme göre küçük bir iyileşme yaşandığını ortaya koyuyor.
  • 2022 endeksi, 146 ülkede “Sağlık ve Hayatta Kalma” göstergesindeki farkın %95,8, “Eğitimde Başarı” göstergesinde %94,4, "Ekonomik Katılım ve Fırsat” göstergesinde %60,3, “Siyasi Güçlendirme” göstergesinde ise %22 oranında kapandığını gösteriyor.
  • 2021 ve 2022 raporlarında kapsanan 145 ülkeyi inceleyen araştırmada genel cinsiyet eşitliği puanının %67,9’dan %68,1’e yükseldiği görülüyor.
  • Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu, iş gücündeki farkları "yükselen bir kriz" olarak tanımlıyor.

Türkiye iş dünyasında cinsiyet eşitliğinde son durum nedir?

PwC Türkiye ve PERYÖN iş birliğiyle gerçekleştirilen Çalışma Hayatında Cinsiyet Eşitliği Araştırması'nın sonuçlarında ise kadın çalışanların erkeklere kıyasla daha yüksek oranda, cinsiyetlerinden dolayı ciddiye alınmadıkları ve önyargılara maruz kaldıkları sonucuna varılıyor. Raporda dikkat çeken diğer bulgular aşağıdaki gibi:

  • Katılımcılara göre Türkiye'deki şirketler, cinsiyet eşitliğini stratejik bir unsur olarak görse de liderler bu kavramı yeterince sahiplenmiyor.
  • Kadın katılımcılar arasında insan kaynakları süreçlerinin eşit/adil olduğunu düşünenlerin oranı %65 olarak ölçülüyor. Aynı oran erkek katılımcılar için ise %85.
  • Cinsiyet eşitliğini gözeten kritik performanslarının tanımlı olduğunu söyleyen İK profesyonellerinin oranının %55 olduğu belirtiliyor.
  • Her 5 çalışandan ikisi kadınlardan oluşurken, yönetici rollerinde bu oran %10'a geriliyor.

Kadın yöneticiler çalışma hayatında hangi problemlerle karşılaşıyor?

Küresel cinsiyet eşitsizliği konusunda ne kadar yol kat edilirse edilsin, erkeklerin daha iyi liderler olduğu önyargısı varlığını koruyor. İşgücünün çoğunluğunun kadın olduğu sektörlerde bile temsilin eşit olmadığı dikkat çekiyor. Bu önyargı kariyer ilerlemesi konusunda da sürüyor. CFO’ların CEO’luğa terfi etme olasılığının COO’lardan daha az olduğu bilinirken, bu veri kıdemli kadın liderlerin %25’inin CFO rolünde olması açısından önem taşıyor. Ayrımcılık, terfilerde, işe alımlarda ve ücretlerde görülebiliyor. Öte yandan, kadın lider sayısı az olduğundan, lider potansiyeli taşıyan kadın çalışanların mentorlara erişmesi de güç hale geliyor.

Neden daha çok kadın yöneticiye ihtiyacımız var?

McKinsey’in bir araştırması, yönetici ekiplerinde cinsiyet çeşitliliği açısından en üstte yer alan şirketlerin, alt sıralardaki şirketlere göre ortalamanın üzerinde kârlılığa sahip olma olasılığının %25 daha fazla olduğunu gösteriyor. Hay Group’a göre duygusal öz farkındalık açısından erkeklerden %86 daha yüksek puan alan kadın yöneticiler, bu sayede duyguları ve bu duyguların performans üzerindeki etkilerini daha kolay anlayabiliyor.

“Soft skill” olarak tabir edilen uyumluluk, empati ve sosyal farkındalık, kadın çalışanların daha başarılı olduğu alanlar olarak öne çıkıyor. Bu yönleriyle kadın yöneticiler, kişisel problemleri anlamada ve çözüm odaklı bir yaklaşım geliştirmede daha başarılı oluyor. Liderlik rollerinde daha fazla kadın da dahil olmak üzere daha çeşitli bir iş gücü oluşturmak, daha fazla inovasyon ve finansal performansla ilişkileniyor. Araştırmalar, liderlik rollerinde kadınlara sahip olmanın kuruluşların müşterileriyle daha derin bir bağ kurmasına, diğer kadın çalışanlara ilham vermesine ve çalışan bağlılığını artırmasına yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Tüm bu başlıkların yanında, kadınların liderlikte kendilerini geliştirmeye öncelik verdiğini gösteren verilere de ulaşılabiliyor. Harvard Business Review tarafından yürütülen bir çalışma, erkeklerin %49,6’sına kıyasla kadınların kendini geliştirme çabalarında %54,8’lik bir puan aldıklarını gösteriyor. Liderlik rollerindeki kadınlar, daha fazla bilgi edinmek, meraklarını sürekli kılmak, yeni beceriler edinmek için Stanford Üniversitesi’nden psikolog Carol Dweck’in öne sürdüğü “büyüme zihniyetini” kullanıyor. Büyüme zihniyeti kavramı, entelektüel yeteneklerini geliştirebileceklerine inanan öğrencilerin, yeteneklerinin sabit olduğunu düşünenlere göre daha fazla çalıştığını ve daha iyi performans gösterdiğini ortaya koyuyor.

PAYLAŞ:

PwC'nin Tedarik Zincirinde Dijital Trendler Araştırması’ndan 5 çarpıcı sonuç

Büyük İstifa’nın görünmez versiyonu: Sessiz İstifa