ESG, şirketler için nasıl bir değer yaratıyor?


Şirketlerin davranışları da tıpkı insanlarda olduğu gibi çeşitli kriterlere göre değerlendiriliyor. Türkçeye çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim olarak çevrilen ESG, yatırımcıların ve kamuoyunun şirketleri topluma ve sektöre kattıkları değer açısından incelemelerini kolaylaştıran kavramsal bir çerçeve sunuyor. Bu yazımızda ESG’nin tanımına ve şirketler için neden önemli olduğuna sizler için değindik.

 

Değer kavramı, bugün iş dünyasının üzerinde en çok durduğu konulardan biri olarak öne çıkıyor. Günümüzde, yalnızca hissedarları memnun etmeye odaklanan iletişim stratejilerinin sonuna geliniyor, çünkü tüketiciler, çalışanlar, tedarikçiler ve şirketin temas ettiği tüm paydaşların şirkete dair deneyimleri, toplam değeri doğrudan etkiliyor. Öte yandan yasal düzenlemeler, hem çevresel hem de toplumsal konularda şirketleri daha çok sorumlu kılıyor. İşlerinde değer yaratmak isteyen şirketlerden, yeni dönemde sürdürdükleri tüm iletişimlerin üzerine ayrıca eğilmesi, sürdürülebilirlik ve çevresel etki gibi konularda daha şeffaf olması, topluma değer katacak eylemler yürütmesi ve bu eylemleri açıklıkla paylaşması bekleniyor.

Bu yazımızda da önce çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim (environmental, social, and corporate governance) olarak tabir edilen ESG’nin ne olduğuna değinecek, sonrasında PwC’nin Ortadoğu pazarında ESG yaklaşımlarının nabzını tuttuğu raporundan çarpıcı verileri paylaşacağız. Sonrasında da ESG yatırımlarının şirketlere ne gibi avantajlar kazandırdığını, değer üretmelerine nasıl yardımcı olduğunu sizler için açıklayacağız.

ESG nedir?

KPMG’ye göre ESG kriterleri, bir şirketin çalışanlarına nasıl davrandığını, tedarik zincirini nasıl yönetip ne tür bir yönetim mekanizması benimsediğini, birincil paydaşları ve toplum için nasıl etki yarattığını gösteren verilerdir. Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim kriterleri, şirketlerin davranışları için bir dizi standardı tanımlıyor. Çevresel kriterler şirketlerin iklim değişikliğini ele alan kurumsal politikalar da dahil olmak üzere çevreye nasıl etki ettiğine dair bir ölçüt sunarken, sosyal kriterler, tüm paydaşlarıyla nasıl ilişki kurduğunu değerlendirmeye yarıyor. Kurumsal yönetişim kriterleri ise şirketin nasıl bir yönetim mekanizmasına sahip olduğunu, hissedar haklarını ve hissedarlara karşı sorumluluklarını, şirketin yasal yükümlülüklerini ve denetimleri kapsıyor.

Ortadoğu’da ESG algısı: PwC 2022 Ortadoğu Raporu

PwC, Ortadoğu’nun ekonomik büyümeyi hızlandıran, ekonomileri çeşitlendiren, istihdam yaratan ve genel yaşam kalitesini iyileştiren hızlı bir dönüşüm geçirdiğini ifade ediyor. Bu açıdan, çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişimi ekonomik ve sosyal dönüşümün tüm alanlarına yerleştirmenin, küresel sürdürülebilirlik hedeflerini gerçekleştirmek için gerekli olduğu belirtiliyor.

PwC’nin 2022’de ilk kez gerçekleştirdiği ankete göre, şirketlerin %58’i bir ESG stratejisi uygulamanın en büyük faydası olarak markalarını ve itibarlarını geliştirmeyi görüyor. Şirketlerin %61’i için çeşitlilik ve eşitlik, 2022’nin en önemli toplumsal odak noktaları arasında yer alıyor. Büyük şirketlerin %86’sı, ESG amaçlı düzenlemelerin kendi ESG stratejilerinin uygulanmasını güçlendireceğini ve hızlandıracağını söylüyor. Şirketlerin %57’si ise kurumsal kültür ve değerleri en önemli yönetişim önceliği olarak tanımlıyor.

PwC’nin raporundan, üç temel çıkarım yapılabiliyor:

1. ESG öncelikleri değişiyor

Kurumlarla ve hükümetlerin ESG öncelikleri arasında bir miktar uyum eksikliği görülüyor. Örneğin su kıtlığı ve biyolojik çeşitlilik, bu konulardaki ulusal politikalara rağmen, şirketler için en önemli çevresel öncelikler arasında dördüncü ve beşinci sırada yer alıyor. Öte yandan, iklim değişikliği, çeşitlilik ve eşitlik gibi başlıkların önemi konusunda iki taraf da uzlaşıyor. Çevresel konular söz konusu olduğunda şirketlerin %54’ü iklim değişikliğine, %54’ü atık yönetimine ve %42’si hava kirliliğine odaklanıyor.

2. ESG, bölgede başlangıç aşamasında

Raporda, ESG kriterlerinin şirketlerin radarında olduğu belirtilse de, bu konuda strateji geliştirme aşamasının ilk adımlarında olunduğu ifade ediliyor. Ankete katılanların %60’ı resmi bir ESG stratejisine sahip olduğunu söylerken, uygulama konusunda çoğunluk hâlâ “başlangıç” aşamasında olduğunu söylüyor. Şirketlerin yalnızca %18’i, ESG’nin tüm sorumluluklarını karşılayacak ekip ve sistemlere sahip olduğunu belirtiyor.

3. Hükümetlerin daha yönlendirici olması bekleniyor

İşletmeler, ESG çabalarını desteklemek için daha net hükümet politikaları ve düzenlemeler bekliyor. Çok yönlü bir yaklaşım gerektiren ESG’yi tam anlamıyla hayata geçirebilmek için kamu ve özel sektörün iş birliği içinde çalışması gerekiyor.

ESG şirketler için nasıl değer yaratıyor?

Araştırma ve danışmanlık şirketi McKinsey, kaleme aldığı raporda  “ESG’ye yatırım yapmak şirketler açısından nasıl değere dönüşüyor?” sorusunun yanıtını veriyor.

Sürdürülebilir, karlı büyüme

Güçlü bir ESG imajı, şirketlerin yeni pazarlara girmesine ve mevcut pazarlarında doğru bir şekilde genişlemesine yardımcı oluyor. ESG kriterlerini karşılayan şirketler, kamu görevlilerinin ve toplumun gözünde güven kazanıyor ve bu sayede yeni fırsatlar sağlayan onay ve lisans verme olasılıkları artıyor. B2B ve B2C müşterileri daha sürdürülebilir ürün, hizmet ya da uygulamalarla etkileyebilen şirketler, topluluk ve devlet ilişkileriyle kaynaklara da daha kolay erişebiliyor.

Maliyetleri azaltma

McKinsey’e göre ESG, maliyetleri önemli ölçüde azaltma konusunda da rol oynuyor. Bir araştırmaya göre ESG kriterlerini karşılayan şirketlerin kârları bu durumdan %60’a kadar etkilenebiliyor. Hammadde maliyetlerini düşürmek, su ve karbon maliyetlerini en aza indirmek gibi avantajlar, ESG kriterlerine samimi ve pratiğe geçen bir bağlılıkla mümkün olabiliyor. Raporda, 3M örneği veriliyor ve şirketin üretim süreçlerini iyileştirdiği, atıkları geri dönüştürdüğü ve bu sayede 2,2 milyar dolar tasarruf ettiği belirtiliyor.

Yatırım ve varlık optimizasyonu

McKinsey, sermayeyi yenilenebilir kaynaklar, atık azaltma gibi daha sürdürülebilir fırsatlara yöneltmeyi teşvik edeceğinden, güçlü bir ESG stratejisinin yatırım getirilerini artırabileceğini savunuyor. Ayrıca uzun vadeli çevresel sorunlar nedeniyle geri dönüşü alınamayacak yatırımlara harcama yapılmasının önüne geçilebileceği ifade ediliyor. Enerji fiyatlarının yükseldiği bu dönemde, karbon yoğun endüstrilerdeki bütçeler bu durumdan etkileniyor. Bu noktada varlıkları, iş akışlarını, yatırımları ESG kriterlerine uygun seçeneklere kaydırmak, finansmanın iyi kullanımını beraberinde getiriyor.

Tüketiciler bu konuda ne düşünüyor?

PwC’nin konuya ilişkin bir anketine göre tüm tüketicilerin yaklaşık yarısı (%49) ve Y kuşağının %66’sı, bir ürün veya hizmet satın almadan önce bir şirketin ESG uygulamaları hakkında daha fazla bilgi edinmek internette arama yapıyor. Simon-Kucher & Partners’a göre alışveriş yapanların %85’i, satın aldıklarının çevre dostu olup olmadığı konusunda beş yıl öncesine kıyasla daha çok endişe duyuyor. Tüm tüketicilerin %76’sı sosyal ve çevresel konularda sorumluluk üstlenen perakendecileri tercih ederken, %75’i tedarikçilerin iş gücü pratiklerine odaklanıyor. Satın alma kararları, %75 oranla üretim süreçlerinin, %73 oranla ulaştırma ve nakliye süreçlerinin çevresel etkilerine göre belirleniyor. Z kuşağının %80’i, perakendecinin çeşitlilik ve kapsayıcılık uygulamaları konusundaki yaklaşımını merak ediyor.

Daha önce de söylediğimiz gibi, ESG kriterleri, şirketlerin tüketici, yatırımcı, hissedar ve otoriteler gözündeki itibarına doğrudan etki ediyor. Bu noktada ESG için tutarlı bir strateji belirlemek ve teknolojinin olanaklarıyla tedarik zincirinden insan kaynaklarına her aşamada bu kriterleri karşılayacak adımlar atmak, şirketler için katma değer yaratarak, organizasyonların dayanıklılığına ve çevikliğine katkıda bulunuyor.

PAYLAŞ:

Tedarik zincirlerinin geleceği: Sürdürülebilirlik

Ürettiklerimiz ve tükettiklerimiz dünyamıza zarar veriyor, çözüm: sorumlu tüketim ve üretim